Lale Devri

Yazan 

Lale Devri

Türkiyemizin gururu ve lale yetiştiriciliğinde öncü olan ASYA LALE  firmasına çok teşekkürlerimi sunarım.

Lale (Tulipa) , zambakgiller (Liliaceae) familyasından Tulipa cinsini oluşturan güzel çiçekleri ile süs bitkisi olarak yetiştirilen, soğanlı, çok yıllık otsu bitki türlerinin ortak adı. Anavatanı Kazakistan'dır. 

Türkiye’nin çoğu yerine özellikle Nevşehir ve bölgesine doğal olarak yayılmıştır. Soğanlarının üzerinde zarımsı bir örtü bulunur. Etli ve yeşil 2-8 yaprağı vardır. Çiçekler, saplar ucunda çoğunlukla bir, bazen ikidir. Çiçek parçaları altılıdır. Kırmızı, sarı ve ara tonlarda renklere sahiptir.16'ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından Hollanda Kralı'na gönderilen laleler, ilk başta Hollandalılar'ı ve kısa zaman içerisinde tüm Avrupalılar'ı hayranlık içinde bırakmışlardır. Böylece günümüze kadar dünya'nın en fazla lale üreten ülkesi Hollanda olmuştur.Lale, büyüleyici duruşu ile bahçenin kenarından size göz kırparken, çiçekçideki buketin içinde sizi kendine doğru çekerken, bu saf duruşun ülke tarihlerine yön vermiş, iz bırakmış olabileceğini aklınıza getiremezsiniz. Yanına yaklaşırken bile dünya tarihini, tarihçilerini, dokümanları yalanlıyor sanki… Öylece saf duruşu ile sanki hiçbir ülkenin ekonomisini etkilememiş, isyanlara sebep olan lüks hayatın, simgesi olmamış gibi, dünya da yer alıyor sanki...Lale, tarihin hışmına uğrayan güzelim çiçek. Adını pek de iyi anılmayan bir devire verdiğinden adeta gözden düştü, güzelliği görmezden gelindi. Halbuki lale, sadece Osmanlı’nın gerileme devrinde öne çıkan bir çiçek değil; bütün bir Osmanlı tarihinin hatta Selçuklu’nun estetik mührüydü.Bugün sadece bahçe çiçekçilerinin tarhlarını ve bulvarların kaldırımlarını süslüyor. “Laleler Ülkesi” diye anılan ülke biz değiliz artık, Hollanda... Oysa lale ülkesibizdik, oralara bizden gitmişti. Lalenin hikayesi Osmanlı’nın hikayesine ne kadar benzer. Öncesi ihtişam, sonrası unutulmak! Lale, İslâm medeniyetinin adeta sembolü. Mermere, ahşaba, çiniye ve kaftana işlenen güzellik ve zarafet. “Nedir laleyi böylesine has kılan?” diye sorarsanız, şöyle cevap veriyor işin erbabı: Lale, ‘lâm’, ‘elif’ ve ‘he’ harfleriyle yazılır. Yani varlığının güzelliğini âlemin her yanında tecelli ettirmiş ALLAH’ın adıyla aynı harflerle. Hilal kelimesi de böyle. Bu sebeple yerde lale, gökte hilal O’nun “cemal” tecellisinin birer sembolü olarak sevilmiş, her yere türlü şekillerde nakşedilmiş.- Lale devrinin şairlerinden Remzi Efendi laleye duyulan sevginin ezeli olduğunu şu dizelerle anlatır:
“Laleye pîr-i sabâdan bu nefes şimdi değil / Ezelîdir bu hevâ vü heves şimdi değil.”Yani “Laleye saba rüzgârının ettiği nefes yeni değildir. Laleye duyulan bu arzu ve heves ezeldendir.”Lalenin hazin sonunu ise hiç kimse Üstad Ahmet Hamdi Tanpınar kadar içli anlatamadı. Kendi döneminde bile artık lale kültüründen ne kadar uzaklaşıldığını bir makalesinde Üstad şu şekilde dile getiriyor: “Lalenin zevkteki yeri kayboldu. O artık hiçbir şeyin sembolü değildir. Ne şair onun renginde sevgilisinin yanağının rengini hatırlıyor, ne nakkaş çiniye, mermere, yahut parmaklığın iyi dövülmüş madenden dantelasına onun birlik işaretini, bir ‘lam elif’in bükülüşü ile ALLAH’tan gayrı her mevcudun varlığını ortadan kaldıran sessiz belagatini geçirmeye çalışıyor; ne de yazı ustası, eski lam’ların kavsinden onun şeffaf fanusunu tutuşturuyor. Lale şimdi zevk dediğimiz terkibin dışında, arkasından tanrısı çekilmiş herhangi bir şekil gibi sadece bir çiçek olarak mevcuttur…”Tanpınar, bunun bir medeniyetin artık hatıralarda kalmasından kaynaklandığını vurguluyor ve devamında, “Üslup bir kültüre ve medeniyete aittir. Lale bir üslup motifi idi...” diyor.
Soyunda öyle bir yücelik var ki, Bir devre adını yazdırdın
Aslın, asaletin sevene yar ki, Yüzyıla mührünü kazdırdın
Osmanlı vaslına verince önem, Zirveye oturdun uzun bir dönem,
Al lale Aslı’ydı, mor lale sanem, Aşığa, maşuğu kızdırdın.
Sadabat’ta bezm-i alem kurdurdun, Çırağan’da güzelleri durdurdun,
Ahüzardan lalezara vardırdın, Hep sevdin, sevildin aşkla hislendin,
Çini çini, desen desen süslendin, Ebru oldun ak kağıda seslendin,
Şaire şiirler yazdırdın, Hala vakarlısın, hala güzelsin,
Hala nadidesin, hala özelsin, Bugün varsın, yarın da varsın.

 

Satın Almak istediğiniz Fotoğraflar için ileteşime geçebilirniz.

Okunma 1098 defa
Kazim KUYUCU / AFIAP

Uluslararası Fotoğraf Sanatçısı

Web site: www.kazimkuyucu.com.tr

Kazim KUYUCU / AFIAP

Fiap patronajlı Uluslararası ve Ulusal başarılarımından dolayı 2012 yılı itibarıyla (Uluslararası Fotoğraf Sanatçısı) AFIAP ünvanı almış bulunmaktayım.

Son Eklenenler

Site Sayacı

Bugün 3

Dün 10

Haftalık 42

Ay 164

Toplam 6507